KÜNYE
FİLM ADI: Shimotsuma monogatari / Kamikaze Girls
YAPIM YILI: 2004
TÜR: Komedi
SÜRE: 102 dk
YÖNETMEN: Tetsuya Nakashima
OYUNCULAR: Shin Yazawa, Kyôko Fukada, Sadao Abe, Anna Tsuchiya, Hiroyuki Miyasako, Ryoko Shinohara, Yoshinori Okada, Eiko Koike

ÖZETKöyde yaşamaya başlayan Momoko, artık eski kıyafetlerini giyemeyeceğini düşünerek bunları satmaya karar verir. Verdiği satılık kıyafet ilanlarından sonra evine gelen Ichigo ile aralarında tuhaf bir ilişki başlar.

 Shimotsuma monogatari (Kamikaze Girls, 2004), yeni nesil Japon sinemasının özgün, deneysel ve yenilikçi ruhunu taşıyan filmlerden. Henüz açılışta motorsikletiyle kaza geçiren esas kızın öldüğü ima edilerek kendi hayat hikayesini anlatmaya başlaması ve bunu yaparken de seyircileri doğrudan alıp 18. yüzyıla götürmesi izleyeceğimiz filmin yaygın kullanılan anlatısal tekniklerden ve görsel standartlardan mahrum olduğunu anlamamıza yetiyor. Kimi zaman bir animasyon filmine dönüşen kimi zaman bir TV programı halini alan, kafasına estiğince dördüncü duvarı yıkanShimotsuma monogatari, bu değişken yapısına rağmen eğlenceli olmak konusunda neredeyse hiçbir an değişken sonuçlar ortaya koymuyor.

İş hikâyeye geldiğinde filmin aynı derecede yaratıcı olduğunu söylemek zor. Birbirine zıt hayat yaşayan iki kızın tanışmaları, zıt dünya görüşlerine rağmen zamanla birbirlerine bağlanmaları, bağın bir yerde kopması ve yeniden bağlanması şeklinde son derece bilindik bir kalıbı kullanıyor film. Bir tarafta lolita olmak isteyen fırfırlı kıyafetleriyle arzı endam eden Momoko, öte yanda ise bir motorsiklet çetesine üye, serseri tavırlı ve kaba bir genç kız olan Ichigo. Her ikisinin karakteristik özelliklerini belirleyenin dış görünüşleri ve kıyafetleri olması ise dikkat çekici. Yönetmen Tetsuya Nakashima’nın klişe stereotipler kullanması bir tür kolaya kaçmaktan ziyade ülkedeki gençlerde görülen moda çılgınlığını eleştirmek için olmalı. Zaten gençlerin kendi kendilerini bir tarza bağımlı kılıp ve o tarzın bilinen özelliklerini karakter diye üzerlerine yapıştırmaları Momoko’nun kendisini dış görünüşüyle yargılayan Ichigo’ya verdiği yanıtla teyit edilmiş olur: “Önemli değil. İnsanlar yüzeysel yaratıklardır.”

Film, insanların yüzeysellikleri ile bayağı haşır neşir olmaktadır. Mutlu olmak için güzellik yarışmasına katılan anne, en büyük derdi kıyafetinin üzerindeki işlemeler olan bir kız, göz bandı takan bir babaanne, adını bir çete üyesi olarak kendisine yakıştıramadığı için takma ad kullanan başka bir kız, animeden fırlamış saçlarıyla bir delikanlı öne çıkanları oluşturuyor olsa da ufak rollerdeki karakterlerin kostümlerine kadar her şey hastalık derecesinde gösterişli ve yapaydır. Karakterlerin dış görünüşleri hakkındaki mükemmelliyetçi tavırları filmin dekorlarında bütün aşırılığı ile hissedilir. Tetsuya Nakashima, en az filmdeki karakterlerin kendi dış görünüşlerine verdiği önem kadar set tasarımına önem vermiş gözüküyor. Müdahale edemediği dış mekan çekimlerinde ise renklerin doygunluğu olabilecek en yüksek seviyeye çekilerek yeniden düzenlenmiş.

kamikaze-girls 3-sinemahzen

Shimotsuma monogatari’nin bir bütün olarak kusursuz işlemesinin belki de birincil nedeni başroldeki iki karakterin performanslarındaki kimyasal uyumdur. Öyle ki bu iki karakterin bir arada olduğu sahneler ile diğerleri arasında gözle görülür bir fark vardır açıkçası. Bu fark tam olarak tarif edilemese de her ikisi bir arada olmadığında seyirciye bir şeyler eksik gelir. Neyse ki filmin kapanış yazıları da dahil olmak üzere sık sık bir arada görme şansına sahip oluruz onları. Bu noktada dikkat çeken başarı, birbirlerine olabildiğince zıt iki karakterin tek bir vücut gibi algılanabilmiş olmasıdır. Önüne gelene kafa atmaktan sakınca duymayan Ichigo ile adeta Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nda yaşıyormuş gibi davranan Momoko’yu bir arada görmeyi isteyebiliyorsak bunun tek bir nedeni vardır. O da hikayelemedeki ustalıktır.

Film, sona doğru beklenene uygun biçimde ciddileşse de tipik Uzakdoğu komedilerinde rastlayacağınız türden yoğun melodram unsurlarından bu film için bahsetmek hayli güç. Esasen yönetmenin duygusal olmak ile komik olmak arasında iyi bir balans ayarı yaptığını söyleyebiliriz. Bu ayar, komedi filminin finale doğru dramatikleşmesi  tuzağına düşmesine engel olsa da genel olarak filmin ruhsuz olmasına da sebep oluyor. Ki film hakkında dile getirilebilecek en negatif yönlerin başında geliyor zaten bu mevzu. Gerçekten de gözle görülebilir bir tutku eksikliğinin var olduğu film, dolaysız olarak söyleyecek pek bir şeyi / fikri ya da motivasyonu olmayan boş bir öykü olarak nihayete eriyor.

KRİTİK

Geçmişteki epik ve dram filmleriyle bilinen Japon Sineması’nın yeni yetme mizah anlayışı insanı hayrete düşürecek kadar radikal. Sonuçta Japonya’nın geçmişte Batı Sineması’nı da doğrudan etkileyen bir ülke olduğunu kabul edersek absürtlükte potpori yaratan Japon komedilerinin taklitlerini yakın gelecekte Hollywood’da da sık sık görmemiz kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla vakit varken, bu yeni üslubun kökenlerine ulaşmak daha kolayken Shimotsuma monogatari’yi izleyerek işe başlamak pek de kötü bir fikir olmayabilir. Eğer Japon usulü bir “Amelie” izleme fikri sizi kışkırtmaya yetiyorsa filmden keyif alma ihtimaliniz hayli yüksek demektir.

Reklamlar