Daha 19 yaşındayken çektiği Annemi Öldürdüm filmiyle Cannes’da Altın Kamera  ödülü alan XavierDolan’ın son filmi Mommy şu ana kadar çektiği diğer filmlerinden izlerden oluşuyor. Bu filmde Dolan’ın kendi tarzını oturttuğunu görebiliyoruz. Histerik kahkalar, sinir krizler, derin yaralar… Uzun ağır çekimleriyle karakterlerin bedenleri üzerinde seyirciyi gezintiye çıkarıyor tam anlamıyla.
Laurence Anyways ve Annemi Öldürdüm filmlerinde kullandığı müzikler, en az filmler kadar duyuldu, tanındı. Mommy’de de kullandığı müzikler filmde adeta bir yardımcı oyuncu kadar etkili oluyor.

image

Baş rolde yine Anne Dorval’ın oynadığı Annemi Öldürdüm filminde, annesiyle anlaşamayan Hubert’in zorla yatılı okula gönderilmesinin hikayesini izlemiştik. Mommy, Annemi Öldürdüm’ün devam filmi niteliği taşıyor. Bu seferde uzun süre rehabilitasyon merkezinde kalmış Steve’in orada olay çıkararak annesine “kavuşmasının” ve birlikte yaşamaya çalışmalarının öyküsünü izliyoruz. Özgür ruhlu bir kadın olan Diane (Anne Dorval), oğlunun hiperaktivite ve odaklanma bozukluğuna alışamayıp sorunlar yaşıyor. Tam bu sırada Dolan’ın neredeyse her filminde görmeye alışkın olduğumuz toplumla iletişim kurmakta zorlanan, öğretmenlik yaparken kendisini bir banliyöde ev hanımlığı yaparken bulan Kyla ile tanışıyorlar. Steve’e derslerinde yardım ederek özlemini duyduğu eski günlerine dönen Kyla kekemelik problemini çözüp, daha sosyal bir hayat yaşamaya başlıyor. Dolan bu sefer ailevi duygusal çatışmaların yanı sıra, statüsel çatışmalara da değiniyor. Diane iş ve para meseleleri için üst düzey insanlara yalvarıyor, Steve’e avukat olması için komşularına yalakalık yapıyor. Dolan filmin büyük bir kısmında kullandığı 1:1 ölçülü kadrajla bütün bu içsel sıkıntıyı seyirciye de yansıtıyor, karakterlerin sıkışmışlıkları uzun koridor mizansenleriyle destekliyor. İç sıkacak kadar lüks bir malikaneye iş görüşmesine giden Diane’i uzun koridorun en ucundan seyreden bir kadrajla, karakterin duvarlar arasında sıkışmışlığını tasvir ediyor. Tom Çiflikte (Tom à la ferme, 2013) filminde de gördüğümüz gibi kadraj ölçüleriyle oynamayı seven Dolan, Mommy’de üç ana karakterinde hayatlarının ferahladığı sahnede seyirciye bir oyun daha yapıyor ve Steve 1:1 kadrajı elleriyle iki yana açarak kadrajı 16:9 haline getiriyor. Bu resmen sinematografik bir deha! Ayrıca çok güzel bir yemek ve dans sahnesinin sonunda Steve’in Diane ve Kyla ile selfie çekilmesi hayatlarımızı 1:1 ölçüsüne indirgememize neden olan sosyal medyanın (Instagram) çok bariz bir eleştirisi.

image

Annesi ve Steve’in ayrılık sahnesinde, akıl hastanesi görünümlü rehabilitasyon merkezinin çalışanlarının gelişiyle birlikte yağmur damlaları bir gözyaşı gibi camdan aşağıya süzülmeye başlıyor. Mommy’den önceki filmlerinde seyirciyi, karakterler arasındaki duygusal bağların içine sürükleyen Dolan, bu sefer seyirciye de dokunuyor. Film yağmur damlarıyla bir beden haline bürünüyor ve seyirciyle birlikte ağlamaya başlıyor…

Filmin son sahnesinde Steve’in deli gömleğinden kurtulup, Born To Die (Lana Del Rey) eşliğinde yeni bir “varoluşsal başlangıca” doğru koşması filmin oluşturması gereken melodramsal atmosferi bozup, sanki bir mutlu sonla bitmiş gibi bir his uyandırıyor.

Yazan: Gencer Utku Gediz

image
Reklamlar