Aslında bu sahnelerde gördüğümüz şeyler “Fordizm” parodisidir. 1914 yılında Henry Ford, insanları otomatik montaj hattıyla tanıştırdı. Bu cihaz, verimliliği ve üretimi benzeri görülmemiş düzeye çıkarmıştır. Talepler doğrultusunda, endüstriyel dünyanın birçok bölgesinde standart bir prosedür hâline geldi. Fabrikalar için büyük verimlilik sağlayan bu cihaz, Ford’u dünyanın bir numaralı otomobil üreticisi yaptı. Aynı zamanda, dünyadaki en zengin insanlardan biri de yapmıştı. İşçilerine, o dönemlerde olağanüstü denecek düzeyde ücret ödüyordu. Göstermelik fabrikaları, modernleşmişti, çok iyi aydınlatılmış ve temiz hâle gelmişti. İşçileri de bu şanstan payını, konut, sağlık hizmetleri ve faydalanabilecekleri pek çok şeyden alıyordu. Çünkü, Henry Ford’un başarılı yenilikleri onun bir peygamber gibi anılmasına sebep oldu. Hatta, bazı araştırmacılar, O’nun önemini Napolyon ve İsa ile karşılaştıracak düzeye geldi. Bu, sanayideki büyük bir devrimdi.

1920’lere gelindiğinde, diğer otomobil üreticileri bu sanayi devini yakalamaya başladılar ve Ford, daha fazla rekabet için yeni yollar düşünmeye başladı. Bu yollardan birisi montaj hattı hızını daha da çok artırmaktı. İşçilerin zaten sıkı olan denetimi daha da sıkı hâl aldı. Operatörler, çalışanların su içmelerine, birbirleriyle konuşmalarına ve hatta banyoya dahi gitmelerine izin vermiyordu. Süreç buradan itibaren kopma noktasına gelmişti. İşçiler bazı haklarını güvence altına alma girişimlerine başladılar. Sendikacılık kategorik bir yasak hâlini almıştı. Özel polis gücü ve gizli dedektifler dahil olmak üzere tüm iş gücü yakından kontrol ediliyordu. Üretim hızının şiddeti olağan derecede arttı. Bu durum altında insanlar daha fazla devam edemedi, çünkü yaş ve başka nedenlerden dolayı acımasızca gitmesine neden oldu. Zaman geçtikçe Fordizm’in daha da olumsuz tarafları ortaya çıkıyordu ve Ford figürü çok tartışmalı bir şey olmaya başladı. Chaplin, Ford’un üretim yöntemleri insanı insanlıktan çıkaran yönünü komik fabrika sahneleriyle anlatmaya çalışmıştı. Aksini yapıp olduğu gibi anlatılsaydı diğerlerinden farkı kalmazdı. Ancak, insanlar bunu ne zaman dikkate aldı diye sorarsanız, “hiç” kelimesi çok uygun olabilir.

Chaplin, sözde modern iş yerinin ve işçilerin bir zamanlar -hatta bazı yerlerde hâlâ- sağlıksız ortamlarda çalıştığının tasvirini yapmaktadır. Zaman zulmü, aceleye alınmış ürün üretimi ve monotonlaşmış akıl dışı çalışma dahil sistematik düzene alınmış birçok şey işçilere zarar veriyordu. Tüm bu yapı altında çalışan film kahramanı, sonunda sinirlerine hakim olamamaya başlıyordu.

Yazan: Gencer Utku GEDİZ

Reklamlar