david-cronenberg-34

David Cronenberg Sineması ve En İyi 5 Filmi

Cronenberg ve sineması ilk çektiği ‘body horror’ janrına ait filmler ve son dönemde çektiği kimliksel değişimi, şiddeti anlatan filmler olarak ikiye ayrılır. İlk dönemde çektiği filmler body horror’dır. Body horror yani vücut korkusu türü filmleri; vücudun deformasyona uğraması, parçalanması ve bu süreçte bireyin veya toplumun yaşadığı korku-psikolojik ve bedensel evrimini anlatan ve bazen ‘bilimkurgu’yla harmanlanan hikayelere sahip film türüdür. Bu tür tam anlamıyla David Cronenberg sinemasıyla ün yapmıştır ve belli izleyici kitlesiyle kült olmuş filmlerdir. Tıpkı korku janrının da kült olması gibi… Korku janrının kült olması zaten genel seyirciye hitap etmemesi ve daha azınlık ‘fan’ kitleye hitap etmesiydi. Body horror, korku türünün de bir alt türü olması vesilesiyle daha da azınlık bir kitleye hitap etmiş ve daha kültleşmiştir. Seyirci açısından Slasher türünden sonra en çok kültleşen film türüdür korkuda Body Horror sineması… Bunun da, Cronenberg’i o dönemde kült yönetmen yapması kaçınılmaz kılmıştır tabi…

Yönetmenin, belki de dert ettiği meseleleri daha geniş kitleye ulaştırmak istemesi onu ana akıma kaydırmıştır. Tıpkı 2002 yılında çektiği Spider filmiyle, ana akım sinemasına biraz daha kenarından kıyısından yaklaşan bir kimlik kargaşası ve psikolojik deformasyon filmi çekmiştir Cronenberg. Böylece bu filmle hem yeni dönem sinemasına başlamış olup hem de sesini daha geniş kitlelere ulaştırdı. Ardından gelen A History of Violence ve Eastern Promises’da bu değişimin çabaları olarak karşımıza çıkmakta gecikmediler. Artık bu filmlerle Cronenberg sineması, body horror’la vermeye çalıştığı müzmin dertleri kimliksel çatışmalar ve şiddet üzerinden verecekti. Sonuçta Cronenberg bir otör olarak düşünülürse; bir tür filmi otörü değil, dertleri olan ve bu dertleri hem janr destekli anlatan-anlatmış hem de ana akım sineması içinde meselesini, derdini saklamayan cesur bir yönetmen olarak anılacaktı. Ki öyle de oldu…’Bana göre’ en iyi 5 filmi şunlardır;

5. Naked Lunch (1991)

Naked Lunch, William S. Burroughs’ın yarı otobiyografik romanından uyarlanan son derece tipik body horror ve hatta psychedelic bir yapıya sahip olan Cronenberg filmidir. Filmde Bill karakteri bir böcek ilaçlayıcısıdır ve yazar olmak istemektedir. Daha sonra bu yazar olmak derdi, onu fantastik bir yolculuğa çıkarıp sürreal bir dünyaya götürecektir. Film aslında ‘writers block’ denen kavramı da işlemektedir. Bu kavram, yazamamak,tıkanmak ve bu tıkanma nedeniyle bir çeşit sanrı ve gerçeküstü nesneler görmek-konuşmaktır. Coen’lerin ‘Barton Fink’i veya Woody Allen’ın ‘Deconstructing Harry’si, Cronenberg’in Naked Lunch’ıdır bir nevi. Tabi Cronenberg’in gözünden görününce daha ilginç ve cesur bir deneyim olduğu kesin… Yönetmenin kesinlikle en iyi işlerinden biri.

4. Eastern Promises (2007)i

Eastern Promises, tam da Cronenberg’in bahsetmiş olduğum son dönem sinemasının bir ürünü. Film; Anna karakterinin bir fahişenin çocuğunu doğururken ölümüne tanık olup, fahişenin kimliğini ve ailesini araştırması sonucu bir Rus mafyasıyla bir takım ilişkiler içine girmesini anlatır. Bastırılmış kimlik ve şiddet bu filmde son derece kusursuzca işlenir ve filmin sonunda bu kavramları yaprak gibi açar. Ayrıca, A History of Violence’la yakın bir akrabalık kurar bu film. Ama bu film, daha çok suç örgütü ve yeraltıyla ilgilenir ve yer yer optimistikliğe de kayar. A Dangerous Method’da ki Jung’un değişimi ile bu filmde ki Nikolai karakterinin (Viggo Mortensen) değişimi arasında dağlar kadar fark olduğunun kanıtıdır bu film. Nikolai’nin bastırılmış olan kimliğinin ve başka bir kimliğin ona bağlanmasının nasıl olduğunu, ne şekilde olduğunu mükemmel anlatır Cronenberg bize. Bastırılmış kimlikler, şiddetin araç olarak kullanılması ve İngiltere’de yeraltına hakim bir çeşit Rus mafyası… Cronenberg’in elinde neye dönüştüğünü görmek açısından son derece önemli bir film. Hamam sahnesine dikkat!

3. A History Of Violence (2005)

A History Of Violence, Cronenberg’in son dönem sinemasına örnek bir film olmakla beraber bir tür Western ikonografisi içeren bir Anti-Western. Film; Amerika’nın bir kasabasında Tom karakterinin, kasabaya gelen bir çeşit haydutları öldürmesiyle ve daha sonra kendi kimliğini keşfetmesini anlatır. Kimliğini keşfetmesi süreci, ailesinin de kimliğini keşfetmesini sağlar ve Ed Harris’in oynadığı Carl karakterinin de… Cronenberg, yeni sinemasında vücut deformasyonu yerine psikolojik deformasyonu odak noktası yapar. Bu psikolojik deformasyon, karakterin geçmişine ait kimliğini yavaş yavaş ortaya çıkarırken bastırmış olduğu şiddet eğilimini de uyandırır. Bu değişim, aile bireylerine de yansır ve filmde Tom karakterinin oğlunu bu çeşit deformasyonda aktif hale getirir. Psikanalizin bu filmin temel binasını oluşturduğunu, filmin western janrının ikonografik özelliklerinden beslendiğini söyleyebiliriz. Cronenberg’in filmde şiddetin, kimliğin ve cinsel dürtünün nasıl ortaya çıktığını, filmin en başındaki karakterin ya da karakterlerin filmin en sonunda neye dönüştüğünü estetik bir biçimde nasıl yorumlandığını görmek açısından yönetmenin en iyi işlerinden biri…Ve muhteşem bir finale sahip.

2. Videodrome (1983)

Videodrome, Cronenberg’in ilk dönem sinemasına ait bir body horror filmidir. Televizyon yöneticisi olan Max adlı karakterin, televizyonda Videodrome adlı bir çeşit snuff programı görmesi ve onu araştırarak bunun içine girmesini anlatır hikaye. Cronenberg’in bu filmi 80′lerde yapması da son derece manidardır. Vhs kültürü ve tüketici çılgınlığının olduğu bir dönemde film televizyon kültürüne saldırır ve son derece cesur bir eleştirisini yapar. Max’in filmde Videodrome’la bütünleştiği sahnelerde bu kültüre yapılan tokattır aslında. Teknoloji-beden mevzusunu Cronenberg kanımca , en iyi eleştiren ve görselleştiren bu filmle yapmıştır. Şu zamandan bile tekrar bakıldığında filmin anormal bir biçimde öngörüsünü hissetmemek elde değil ve biz internet çağında yaşayan insanlar için bir hayli ilgi çekici ve düşündürücü. Cronenberg’in body horror sinemasında aştığının örneği ve body horror’ının en iyilerinden biri.

1. Dead Ringers (1988)

Dead Ringers, bana göre Cronenberg’in en iyi filmi olarak kalmayıp sinema tarihinin de en önemli filmlerinden bir tanesi. Film, ikiz jinekolog kardeşlerin hayatlarına bir kadını sokması ve kardeşlerin yaşadığı psikolojik buhrana odaklanıyor. İkizlerden biri daha utangaç ve içe dönük, diğeri ise daha çapkın ve sosyaldir. Her iki karakteride Jeremy İrons oynamıştır ve kariyerinde ki en iyi performansı sergilemiştir. Zaten aslında hikaye filmin afişinde ki ‘Two Body One Soul’la direkt yoldan ilişki kurup ona göre şekillenir. Cronenberg, psikanaliz de ‘ikilik’ kavramından yola çıkarak karakterlerini ikiz olarak görselleştirmiş ve sloganına uygun bir biçimde temeli oturtmuş diyebiliriz. Bu ikilik kavramı zaten filmde de ikiz kardeşlerin metamorfoza yönelik olan eğilimlerini de görselleştirip büyük bir yıkıma sürüklemektedir. Aslında yönetmen bu filmiyle sinemasının iki farklı dönemine ait kavramlarını ve dertlerini bir toplam, bir bütün haline getirmiştir. Ayrıca bu iki bedenden tek bedene geçiş mevzusu, ikizlerin filmde yattığı kadınları paylaşmaları da iki bedenin tek bedene gelme eğilimini desteklemekte ve altını çizmektedir. Filmde belirgin bir biçimde ‘kırmızı’ kullanımı vardır, bu kırmızı bize arzunun ve bilinçaltında ki dürtülerin bir fetişi olarak sembolleştirilir. Zaten ikizlerin cinsel yolla tek beden olması yerine bize filmin sonunda daha Cronenbergvari bir birleşme ya da ayrılma gösterilir. Bu film bir çok şekilde okunup bir çok şekilde analiz edilebilir olması da filmin kavram zenginliğini bize kanıtlar. Cronenberg, bize kendi sinemasının son noktasını göstermekle kalmayıp bir post-modern Habil ile Kabil hikayesini kendi yöntemiyle görsel hale getirip en iyi filmini sunuyor.

SARP SAYAR

Reklamlar