BİRDMAN (2014) – FİLM ANALİZİ

Ve bu hayattan umduğunu
buldun mu, her şeye rağmen?
Buldum.
Ne ummuştun?
Umduğum kendime sevilmiş denmesiydi,
Kendimi sevilmiş hissetmekti yeryüzünde.
Raymond Carver

Bu sene vizyona girmesiyle birlikte çok önemli festivallerde çok önemli ödüller toplayan Birdman, dün gece de Oscar’da ödüle boğuldu. En iyi film, yönetmen, senaryo ve görüntü yönetimi ödüllerini kazanan film, bütün gece boyunca ödül töreninin göz odağı oldu.

Değişik kurgu ve senaryo tekniğiyle akıllara kazınan Meksikalı yönetmen Innaritu’nun son filmi Birdman, yıllar önce birkaç sinema filminde oynayıp kısa süreliğine kavuşan ancak zamanla unutan ve Broadway’de bir küçük bir tiyatro salonunda oyunlar sergileyen bir Riggan Thomson’ın öyküsünü anlatıyor.

Filmin ana karakteri Riggan (Michael Keaton), Broadway’dekii tiyatrosunda Raymon Carver’ın  Aşktan Söz Ettiğimizde Sözünü Ettiklerimiz oyununu sahneye koymaya hazırlanıyor. Ancak Riggan’ın hırslı ve kıskanç kişiliği, bir zamanlar olan ününün  unutulduğunu kabullenmesinin önüne geçiyor ve böylece 1423138161-9f6ebdffcd3ede8e066edb110dabca89hırsına hırs katıyor. Onunla aynı dönemde ün kazanan ve şöhret basamaklarında hızlıca ilerleyen diğer oyuncuları, başrolüne sahip olduğu oyunda daha çok alkış alan yan karakteri, kendisinden gittikçe kopan kızını ve hatta ikinci kişiliği olan “Birdman’i” kıskanıyor.  Innaritu film aracılığıyla bizlere doğruyu  mu seçmeliyiz, yoksa cesaretimi onu soruyor.
Sahnelediği tiyatro oyununda aldatılan, karısı tarafından sevilmeyen, sevgiye muhtaç bir adamı canladırıyor. Aslında o tiyatro oyunu Riggan’ın kendi hayatını temsil ediyor. Riggan, sevgiye aç birisi fakat egosu ve hırsı yüzünden kızına sevgisini göstermiyor, oyunu daha izlemeden çok kötü bir eleştiri yazacağını söyleyen bir eleştirmenle  yüzleşiyor.
Üstelik filmde Riggan, özlediği geçmişteki şöhretini, iç çamaşırıyla sokakta kaldığında kaydedilen görüntülerin Youtube’da binlerce kişinin izlemesiyle kazanıyor. Times Meydanı’nda sadece iç çamaşırıyla halkın arasına karışn Riggan dikkatleri topluyor ama bir dalga konusu oluyor, insanlar şaşırmış bir şekilde onu fotoğraflıyorlar. Bu filmin ilk sahnesinden sonuna kadar gördüğümüz Riggan’ın egosu için sarsıcı bir durum. Fakat kızının Youtube’da binlerce izlenmenin bu zamanda bir “güç” olduğunu söylemesiyle rahatlıyor.

Film iki saat boyunca bizlere sürekli “Doğruluk mu? Cesaret mi?” diye soruyor. Özellikle filmin doğruluk cephesi olan Mike Shiner’in (Edward Norton) tiyatro kadrosuna dahil olduğu sahneden sonra Riggan’la çatışmasını seyrediyoruz. Riggan alışılagelmiş bir şekilde repliklerine texten hazırlanırken, Mike texte gerek olmadığını söylüyor ve bira daha doğaçlama olarak kendinden biirşeyler katıyor. Böylece Riggan’ın bu tarza yaklaştığnı görüyoruz. Mike sahneyken ereksiyon oluyor, gerçekten sevişiyor ve gerçek içki içiyor. Zor da olsa buna alışan Riggan’ın son sahnede Mike’ın bu tarzını benimsediğini görüyoruz. Canlandırdığı karakter gibi gerçek bir silahla kendisini vuruyor sahnede. Riggan’ın bu yaptığı “üstün gerçekçilik” diye adlandırılıyor ve yeni bir akımın öncüsü sayılıyor.

B-f64zZIYAAwZUwFilm teknik açıdan da güzel işlenmiş. Innaritu, senaryoyu yazarken hangi oyunculara oynatacağını kafasına yerleştirmiş olmalı ki, ortaya bu kadar kusursuz oyunculuklar çıkabiliyor. Film çekim ve montaj tekniklerini kullanarak sanki tek plan halinde çekilmiş gibi gösteriliyor.  Görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki, geçen sene Alfonso Cuaron’un Gravity filmiyle de En İyi Görüntü Oscar’ını kucaklamıştı. Bu sene de Oscar’ı alarak, ard arda alan ilk görüntü yönetmeni ünvanını kazandı.

Son olarak, tarzından ötürü Oscar’ın alışmadığı bir film Birdman, Sean Penn dün gece ödül töreninde Innaritu’yu “Kim bu orospu çocuğuna buraya gelmesi için yeşil kart verdi” diyerek sahneye çağırdı. Bu da bi’nevi Amerikan’ın anaakım sinemasının sesi oldu…

Not: İlk film analizi denemem. Yanlışlarım olabilir, af ola…

Yazan: Gençer Utku Gediz

Reklamlar