İnsan mı medya yüzünden düşünmeyi terk etti yoksa medya mı insanı reklama boğarak insanın düşünmesini engelledi?


Öteki olmamak için popüler kültürün hiçbir ögesinden geri kalmayan insanı, sürü psikolojisini en şiddetli ve tahrik edici yanıyla ele alıyor film. Despotik, saldırgan, ağzı bozuk bir babanın; pasifize edilmiş bir annenin kızı olan Mallory ve yine bir aile trajedisinin ürünü olan Mickey üzerinden yazılan hikayede psikolojik şiddet, intikam duygusunu azdırmıştır.   Filmde, toplum tarafından hor görülen, dışlanan katil çifti yine aynı toplumun yargılamak yerine yücelttiğini görüyoruz. Yargılamak, düşünme tasarrufu yapan insan için güç olduğundan toplum kolay olanı tercih edip çifti kahramana dönüştürüyor. Bu yönüyle film Taxi Driver’ı hatırlatıyor. Her ne kadar karakterlerin dertleri farklı da olsa iki filmde de Amerikan halkının trajikomik hallerini seyrediyoruz. Bunu hem Stone’dan bekleneceği üzere yapılan medya ve toplum eleştirilerinden hem de abartılı çekimlerden anlıyoruz. Abartılı diyorum çünkü bayağı aile sahnesinde kullanılan sit-com tekniği, geçişlerdeki alakasız görünen fakat mesaj dolu görseller, kullanılan filtreler, cut ve edit olayının abartısı, saykodelik stil gerçekten yorucu ama filmin verdiği mesajla paralel: Tehlikeyi renkli göster.   Postmodern ve sürrealist kırması bir film olduğunu söylemek mümkün, gerçekçiler bozulmasın ama filme absürd diyip bir kenara çekilmek başta hikayenin yaratıcısı Tarantino’ya haksızlık olur.   Filmin soundtrack’lerinde başta Leonard Cohen olmak üzere Patti Smith, Nine Inch Nails, Bob Dylan, Cowboy Junkies gibi birçok ismi duymak mümkün. Hatta Cowboy Junkies-Sweet Jane şarkısı Mickey-Mallory diyaloğuyla başlıyor. Filmi izledikten sonra bir soundtrack albümü almak isteyeceğinize eminim. Film haddinden fazla çarpıcı. Şiddetin her türlüsü, medyanın en utanmaz halleri, insanın hastalıklı ruh hali ve benzersiz bir aşkı türlü ironiyle resmediyor.   İnsanın yerine kameranın geçmesi hem dönemine hem şimdiki zamana yakın çekim yapıp hayatı sorgulatıyor. Harika müzikler eşliğinde ezber bozmak istiyorsanız izlemenizi tavsiye ederim. Mickey ve Mallory birbirine aşık bir çifttir. Ancak onları diğer çiftlerden ayıran, oldukça garip ve ürkütücü bir ayrıcalıkları vardır. Bu da onların birer katil ruha sahip olmalıdır. Route 666 otobanına çıkarlar ve tamamen amaçsızca etraflarına korkunç bir dehşet saçarlar. Artık onlar işledikleri cinayetle sadece birer korku ikonu değil; medyatik canavarlardır. Polis kadar basın da onların peşinde, onlardan bir şeyler öğrenmenin hedefindedir.   Oliver Stone’un postmodern sularda gezdiği filmi kısa sürede bir külte dönüşmüştü. Filmden ufak bir sahne(ilk cinayet) :



 

Reklamlar