İnsanoğlu savaşa son vermelidir. Yoksa savaş insanoğluna son verecektir. (John F.Kennedy)

Sinemanın bir dil olduğunu unutmamak gerek. Kimsenin askeri olmak istemeyen, birileri uğruna “ötekileri” öldürmeyi reddeden yönetmenlerin savaş karşıtı filmleri sizin için listeledik.


1. Merry Christmas Mr. Lawrence (Nagisa Oshima, 1983)

İkinci dunya savasinda bir japon savas kampinda gecen filmin başrollerinde Tom Conti, David Bowie, Takeshi Kitano*ve hatta filmin muziklerini de yapmis olan Ryuichi Sakamoto bulunur. Pek etkileyici olan anti-militarist filmde Bowie’nin oyunculuğu ve soundtrackleri kendinden uzun yıllar söz ettirmiştir.


2. The White Rose (Michael Verhoeven, 1982)

Nazi Almanya’sı zamanında oluşmuş bir anti-nazi örgütün gerçek hikayesini anlatan filmin konusu ise şöyle: 2. Dünya Savaşı sırasında Münih Üniversitesinde okuyan bir grup öğrenci Nazi hükümetinin kararlarını ve kararların masumiyetini sorgulamaya başlarlar. Bu direnişçi grubun adı “Beyaz Gül” (White Rose) dur. Küçük sayılarla başlayan bu hareket gittikçe büyük kitlelere ulaşır. Bu hareketi devirmek bir Alman Gestapo’nun görevi olacaktır.


3. Hair (Miloš Forman, 1979)

Vietnam savaşını eleştiren film, Amerikan askeri kültürü ile New York hippi kültürünün ideoloji çatışmasını eleştirir. Soundtrackleri, filme enerji katarken aslında eleştirilerin sertliğini de gözler önüne serer. Yıllardır dillerden düşmeyen Let The Sunshine In şarkısı bu filme aittir.


4. The Grand Illusion (Jean Renoir, 1937)

Filmde uçakları Almanlar tarafından düşürüldükten sonra sağ kurtulan iki Fransız askerinin Almanlara esir düşmesi sonrasında gelişen olaylar konu alınır. Filmde tüm sinemadaki savaş filmlerinin yanı sıra bir savaş görüntüsü görmeden, savaş zamanında geçtiğini anlarız. Yönetmen filmde her iki tarafı da objektif olarak ele almıştır. Ayrıca filmde sessiz dönemin en güçlü yönetmenlerinden Erich von Stroheim de oynamaktadır.

Ayrıca Jean Renoir sineması ile ilgili yazıya buradan ulaşabilirsiniz.


5. Dr. Strangelove (Stanley Kubrick, 1964)

Film, savaşın maskulin bir yönü olduğunu iddia ederek önemli bir tavır alır. Filmin başındaki iki uçağın sevişmesi şeklinde sunulan havada yakıt nakli sahnesi ile filmin sonunda nükleer silahın hedefe girerken üzerindeki askerin çıkardığı sesler tam da bu meyanda okunabilir. Savaş erkeksi hazların imgesel olandan kendini koparıp gerçek dünyada somutlaşmasıdır. (kaynak: ekşi sözlük)
Film askerliğin erkliğini sembolize eden bir sürü penis görüntüsü içerir.


6. Paths Of Glory (Stanley Kubrick, 1957)

Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız ordusunda anlamsız bir disiplin nedeni ile haksız yere idam edilen bir kaç askerin öyküsünü anlatan film, savaş, askerlik, askeri disiplin sorularına cüretli bir bakış açısı getiriyor. Sanırım bu nedenle film Fransa’da 1970’lere dek yasaklandı ve gösterilemedi.
Askeri disiplin olayını iyi incelemiş, olağanüstü görüntülerle dolu, ustaca yönetilmiş bir film. Kesinlikle göz atılmalı…


7. Born on the Fourth of July (Oliver Stone, 1989)

Oliver Stone’un Vietnam’a ‘sol’dan bir bakış attığı ‘Doğum Günü Dört Temmuz’, muhafazakar görüşlü, içi Amerikan vatanseverliğiyle dolu bir gencin savaşa gitmesini ve gerçeklerle yüzyüze gelmesini anlatıyor. Tom Cruise filmdeki rolüyle Oscar adayı olmuş ve unutulmaz bir performans vermişti.


8. All Quiet on the Western Front (Lewis Milestone, 1930)

Birinci Dünya Savaşı’na bağnaz öğretmenlerinin kendilerine empoze ettiği militarist-milliyetçi duygularla gönüllü olarak katılan Alman gençlerinin savaşın ağırlığı ve acımasızlığı altında nasıl ezildiklerini, bedenen kurtulsalar bile geri dönüşü olmayan verdikleri bu kararın ruhların da açtığı derin yaraları çarpıcı bir biçimde gözler önüne serer. Hem film hem kitap yayınlandığı dönemde birçok milliyetçinin tepkisini çekmiş,İtalya ve Almanya’da filmin gösterimi yasaklanmış; kitap ise Nazi Almanyası’nda 1933 yılındaki “Kitap Yakma Eylemi” sırasında yakılmıştır.


9. Birdy (Alan Parker, 1984)

İki Vietnam gazisinin ilkgençlik yıllarında başlayan ve savaş yaralarını sarmalarını olanaklı kılan az bulunur dostluklarını anlattığı için de bütün dünyada takdirle karşılandı. Biri ruhsal, diğeri fiziksel yaralar alarak Vietnam’ı terk eden gencecik iki insanın öyküsü, izleyenleri savaş denen şey üzerine düşündürecek nitelikte.


10. Full Metal Jacket (Stanley Kubrick, 1987)

full-metal-jacket-6

Amerikan Ordusu ve Vietnam Savaşı, fakat bu kez Stanley Kubrick bakış açısıyla. Filmin başlarından ortalarına kadar askeri disiplinin farklı kişiliklerdeki askerler üzerinde nasıl bir etki yarattığını izliyoruz. Bu etki daha çok psikolojik bir tahribat olarak yorumlanabilir. Filmin geri kalanında savaş alanındayız ve tüm gerçekliği ile savaşı hissediyoruz . Filmin, esas olarak bir savaş filmi olması dışında özetlenebilecek bir konusu yok fakat bu konunun işlenişi savaşın insanları ne hale getirdiğini anlatmaya yetiyor.


11. Apocalypse Now (Francis Ford Cappola, 1979)

Yüzbaşı Willard (Martin Sheen), Vietnam’da Amerikan ordusuna başkaldıran ve vahşi yöntemlerle bir orman kabilesini yöneten Albay Walter Kurtz’ü (Marlon Brando) bulup öldürmekle görevlendirilir. Kurtz’ün izinde, insan yüreğinin karanlığıyla savaşın gerçekliği arasında kalan Yüzbaşı Willard, çok geçmeden sonsuz bir kabusun içine sürüklenecektir.


12. The Great Dictator (Charlie Chaplin, 1940)

91HHs3Kb75L._SL1500_

Nazi Almanya’sının tıpkısının aynısı bir başka diktatörlükte, kararları ve yönetimi ile ülkesini kırıp geçiren Diktatör Adenoid Hynkel, ülkede kendisine ikizi kadar çok benzeyen son derece saf karakterli bir Yahudi berberin yaşadığından habersizdir. Hynkel’in askerleri Yahudileri teker teker toplama kamplarına götürmek üzere toplarken Yahudi Berber’in Hynkel’e olan benzerliği nedeni ile onu Büyük Diktatör zannederler ve bu benzerlik büyük bir karışıklık yaşanmasına neden olur.


13. Life Is Beautiful (Roberto Benigni, 1997)

İkinci Dünya Savaşı’nın birkaç yıl öncesini anlatarak başlayan filmde başkahramanımız hayat dolu Guido’nun güzeller güzeli öğretmen Dora’ya vurulur ve tüm engellere rağmen evlenirler. Ardından bir de çocuk sahibi olan çiftin hayatlarındaki tüm pürüzler ortadan kalktığında savaş patlak verir. Yahudi oldukları için toplama kampına götürüldüklerinde Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olarak söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.


Eksiklerin olduğunun farkındayım. Fakat sinema, insanlık tarihini çok fazla etkilemiş bir sanat olduğundan çok fazla anti-militarist film var. Bunlar sadece başlıcalarından bazıları.


Hazırlayan: Gençer Utku Gediz
Reklamlar