Trainspotting’in devam filminden güzel haberler gelmeye devam ederken, bu hafta vizyona başka bir Danny Boyle filmi giriyor: Steve Jobs. Epey konuşulan Steve Jobs filmi öncesinde 5 Danny Boyle filmini masaya yatırıyoruz.

Hazırlayan: Zeynep Naz İnansal

shallow grave

Shallow Grave
Danny Boyle’un ilk sinema filmi Shallow Grave, aynı zamanda da yönetmenin senarist John Hodge ve actor Ewan McGregor’la işbirliklerinin de ilki. Evlerinde yaşayan diğer kişinin öldüğünü ve geride para dolu bir çanta bıraktığını fark eden üç arkadaş, cesetten kurtulup parayı da aralarında paylaşmaya karar veriyorlar. Ancak bu durum üçlünün arasındaki güvensizlikleri ve sorunları görünür kılıyor. Bu karanlık ama zeki komedi, bir ilk film için oldukça cesur olmasının yanı sıra, Boyle’un anlatım tarzının da en iyi örneklerinden.

trainspotting (1)
Trainspotting
Kuşkusuz ki Trainspotting için Boyle’un ustalık eseri demek yetersiz kalacaktır. Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan film, romanın yan karakterlerinden biri olan Renton’ın hikayesine odaklanıyor. Edinburgh’de yaşayan hepsi birbirinden garip arkadaşların birbirleriyle ilişkilerini ve bağımlılıkla mücadelelerini İngiltere’nin en iyi müzisyenlerinden oluşan bir soundtrack eşliğinde izliyoruz. Düşmeyen ritmi ve güçlü finaliyle seyirciyi hiç kaybetmeyen Trainspotting’in ikincisi için yerimizde duramıyoruz.

beach
The Beach
Alex Garland’ın romanından uyarlanan The Beach, genç Leonardo DiCaprio’nun canlandırdığı Amerikalı bir turistin toplumun kurallarını reddetmiş ütopik bir toplulukla hikayesini anlatıyor. Filmin görüntüleri ve ilk yarısı heyecan verici olsa da sonlara da doğru Boyle’un kafa karışıklığının da etkisiyle filmden kopmak mümkün. McGregor ve Boyle’un küskünlüğünün de bu film sebebiyle başladığını ekleyelim.

28 days later 

28 Days Later
Post apokaliptik bir Londra’da, öfke virüsüyle delirtilmiş zombilerin yaşadığı bir düzeni anlatan 28 Days Later aynı zamanda Boyle’un gerilim türünde de ne kadar başarılı olduğunun göstergesi. Yönetmen, zombilerin oldukça hızlı hareket etmesi gibi minik bir değişiklikle bu türe yeni bir soluk getirip aynı zamanda oldukça dokunaklı bir film yaratmayı başarıyor.

slumdog millionaire

Slumdog Millionaire
8 Oscar’lı, Boyle’un Amerika’ya açılmasının yolunu açan Slumdog Millionaire’in dev bir başarı olduğu kesin. Ancak Boyle’un hikaye anlatıcılığının zayıf kaldığı bir film olduğunu da söylemek gerek. Genç bir çocuğun televizyondaki bir bilgi yarışmasına katılması üzerinden hayatını izlediğimiz bu film, iki boyutlu karakterleri ve sıkıcı kurgusuyla pek katlanılabilir değil. Yönetmenin sonraki filmlerine baktığımızda, bu filmle gelen başarının onu tembelleştirdiğini görebiliyor ve eski filmlerindeki enerjisini yakalamasını umuyoruz.

kaynak: bantmag.com

Reklamlar