13 Kısa Filmi ile Japonya’nın Walt Disney’i Tezuka Osamu ve Animenin Kısa Tarihi


metropolis_by_joneastwood-d6hbc9m

Tıp doktoru olmasına karşın, çizmeyi tercih etmiştir. Japonya’da ondan etkilenmiş çok çizer vardır ve onların gözünde anime’nin babası, manga nın kralıdır.
carictoon-manga-osamu-tezuka-wOnu okumamış bir japon dahi ne zaman öldüğünü bilir..

Dr. Osamu Tezuka (手塚 治 – Japon geleneğine göre “Tezuka Osamu” diye okunur), “Anime’nin Babası” ve “Manga’nın Tanrısı” olarak anılmaktadır. Başka bir deyişle; Anime ve Manga’ların yaratıcısıdır (Manga’nın asıl yaratıcı değildir ama Manga’lara son şeklini veren ve birer çizgi roman haline gelmesini sağlayan kişidir).

“Tetsuwan Atom (Astro Boy)”, “Jungle Emperor Leo (Kimba the White Lion)”, “Hinotori (Phoenix)”, “Black Jack” ve “Buddha” gibi yapıtlarıyla tanınır.

Tezuka’nın adını öğrenip tanımayan bir Japonu neredeyse hiç bulamazsınız: Öyle Japonlar vardır ki, Osamu Tezuka’nın hiçbir animesini izlemeyip hiçbir mangasını okumasalar dahi ne zaman doğup öldüğünü bile bilirler, hatta bunu bilmeseler de adını her daim duymuşlardır…
Tezuka, 3 Kasım 1928 Cumartesi günü Japonya’nın Osaka bölgesinde, Toyonaka şehrinde Fumiko ve Yutaka Tezuka çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçüklüğünden beri resim yapmayı çok sevmesine ve resim yeteneğinin gelişmiş olmasına rağmen Tezuka’nın “canlılara” ilgisi vardı, özellikle böceklere olan merakı büyüktü.
Osamu Tezuka’nın bebekliğine ait bilinen tek fotoğraf
 21 Mart 1929 tarihinde, doğduğu yer olan Osaka bölgesinin Toyonaka şehrinde çekilmiş. Bu fotoğraf çekildiğinde Tezuka ilk kez bir tapınağı ziyaret etmişti ve henüz bir yaşında bile değildi.
Osamu Tezuka’ya 8 yaşındayken kıvırcık saçlarından dolayı “gashagasha-atama”, yani “kıvırcık kafa” lakabı takılmıştı ve arkadaşları tarafından alaya maruz kalıyordu. Tezuka bundan olumsuz etkileniyordu, bu yüzden annesi Fumiko mavi gökyüzündeki bulutlara bakmasını söylerek onu sakinleştirirdi. Bu ve buna benzer birçok şey onun hayal gücünün gelişmesinde etkili oldu.
Osamu Tezuka’nın doktor olmayı istemesinin ve tıp okumasının nedenini çoğu kişi “böceklere olan merakı” olarak nitelendirir. Fakat asıl olay şudur: Tezuka çok küçükken, kolları bilinmeyen bir nedenle yukarı doğru şişmeye başlamış ve ardından hastalanmıştır. Onu tedavi edip iyileştiren doktorun etkisi, kendisine birer doktor olma isteği uyandırmıştır.
 Genç yaşta 8 mm’lik kamerasıyla küçük animasyonlar çekmeye başlamış, Walt Disney ve Max Fleischer gibi sanatçıların ve prodüksiyon şirketlerinin eserlerinden ilham almıştır. “Mecha (robot)” tarzı, yine Tezuka tarafından şekillenmiştir. Osamu Tezuka, manga ve anime çizimleri yaparken Walt Disney’in “Bambi” gibi çizgi filmlerinin çizimlerinden esinlenmiştir. Bu yüzden animelerde ve mangalarda mutlaka “büyük gözler ve uzun bacaklar” kullanılmaktadır, zira Disney’in çizgi filmlerinde de bu tür özellikler kullanılıyordu fakat bu çizgi filmler anime değildi. Bundan yola çıkarak Osamu Tezuka’nın “Walt Disney’in Japon eşiti” olduğunu düşünenler vardır. Ayrıca Tezuka, şu sözüyle eserlerinde anlatmak istediği asıl şeyin “canlı sevgisi” olduğunu da vurgulamıştır:
“Çalışmalarımda şu mesajı vermeye çalıştım: Bütün yaratıkları sevin! Canlı her şeyi sevin!”
Bu yüzden Osamu Tezuka, canlı sevgisi ve saygısı konusunda örnek alınması gereken mangakalardan biridir.
Tezuka, genç yaşta Japoncası “Osamushi” olan bir böcek keşfetmiş, kendi adına benzemesinden ötürü böceğin bu ismini kendi kalem ismi olarak kullanmıştır, yani “Osamushi Tezuka (手塚 治虫 – Japon geleneğine göre “Tezuka Osamushi” diye okunur)” ismini kendi kalem ismi edinmiştir. Fakat bu kalem ismini kullandığı pek görülmemiştir.
Osamu Tezuka, Fransız karikatürist Moebius (sarı t-shirtlü adam) ile çok iyi arkadaştı. Bu fotoğraf 1982 yılında Kyoto’da çekilmiş.

 

Bunların dışında Tezuka’nın mitoloji konusunda çizip yazdığı bir mangası “Hinotori (Phoenix)”dir. Tezuka’ya göre Phoenix “hayatının çalışması”dır. Tezuka, aynı zamanda Nazi Almanyası’nın diktatör lideri olan Adolf Hitler gibi ün kazanmış “3 Adolf” hakkında çizdiği bir mangası olan “Adolf ni Tsugu (the Stories of Three Adolfs)” ile de tanınır. Adolf ni Tsugu, bütün siyasetçilerin ve siyaset meraklılarının okuması gereken bir mangadır.
Osamu Tezuka’nın orijinal yaratıcısı ve ayrıca iki senaristinden biri olduğu kabul edilen 2000 yapımı “Sleeping Bride (Garasu no nou)” filmi günümüzde en meşhur Japon filmlerinden biridir. Yönetmeni Hideo Nakata’dır. Sadece Sleeping Bride değil, “MW” isimli bir filmin de orijinal yaratıcısı olarak kabul ediliyor.
Tezuka, eski adı “Tezuka Osamu Production” olan “Mushi Production” (Mushi: Japonca yazılışı: “虫” – anlamı: “böcek”) adında bir anime yapım stüdyosunun başkanıydı, bu stüdyo Japon animelerinin oluşmasında ve büyümesinde öncülük etti.
Tezuka, 9 Şubat 1989 Perşembe günü (60 yaşındayken) Tokyo’da, geçirdiği mide kanseri yüzünden hayatını kaybetti. Son sözleri ise “Sana yalvarıyorum, çalışmama izin ver! (İngilizcesi: “I’m begging you, let me work!”)” şeklindeki cümlesi oldu. İşin ilginç yanı ise o dönemin Japon imparatorlarından olan Hirohito’nun Tezuka’dan yaklaşık bir ay önce ölmesiydi…
Japon ASAHI Dergisi, Şubat 1989 sayısında yazdığı bir yazıyla II. Dünya Savaşı sonrası “Japonların neşesini yerine getiren kişinin Osamu Tezuka olduğunu” şöyle açıklamıştır:

“Yabancı ziyaretçiler sık sık Japonların neden bu kadar çok çizgi roman okuduğunu anlamakta zorlanıyor. Ülkemizde çizgi romanların bu kadar popüler olması, diğer ülkelerin hiçbirinde eşdeğeri yokken, Japonya’da Osamu Tezuka’nın olmasıdır. Dr. Tezuka olmasaydı, Japonya’da savaş sonrası çizgi roman patlaması düşünülemezdi.”

TEZUKA’NIN ÜNLÜ ÇALIŞMALARINDAN BAZILARI

Diary of Ma-chan (Ma-chan’ın günlüğü) – yapım yılı: 1946: Tezuka buna dört panel gazete şeridiyle başladı. Shokokumin Shimbun’un (Mainichi Okul Çocuklarının Gazetesi) düzenlemesiyle Osaka’da basıldı. Bu çalışmasını yaptığında, o sadece 17 yaşındaydı.
Shin Takarajima (New Treasure Island – Yeni Hazine Adası) – yapım yılı: 1947: Japonya’da Tezuka’nın yaptığı ev halkı mangasıdır. Robert Louis Stevenson bu macera-aksiyon dram eserinden etkilenerek Pete adında bir çocuğun, hazine adasının haritasını bulmasını ve bir deniz yolculuğuna çıkma girişimini anlatır. Batı stil sanatı ve hızlı hikâye bağlantıları ile dikkati çok çekti ve 400,000’den fazla satan kitap olarak rekor kırdı.
King Kong – yapım yılı: 1947: King Kong genelde iki versiyona sahip filmiyle tanınır. Her ne kadar Tezuka’nın eserlerinin tam listesinde adı geçse de filmlerinin orijinal yaratıcısı Osamu Tezuka değildir.
Tüberküloz – yapım yılı: 1948: Bir kitap gibi orjinal formunda yayımlandı. Hikaye, büyük şehirdeki tüberküloz olayı ve Kenichi’nin maceraları hakkındadır. Kenichi’nin amcası insan vücudu hakkında yaptığı araştırmalarıyla “ZX” adında insan vücudunun içini gösteren bir mikroskobik serum yaratmıştır. Genç bir çocuğun bedenine girerek onun verem olmasına sebep olan ve akciğerlerine zarar veren bakterileri bulur. Bakterilere dostça davranarak, amcası Kenichi’ye tüberküloz hastalığından kurtulmasına yardım eder. Tezuka bu eserden memnun olduğunu söyledi. Hikaye, Monster animesinin 38. bölümüyle ve yine Osamu Tezuka’nın ilk kez 1963’te çıkardığı Astro Boy’un bir bölümü ile benzerlik yaşamaktaydı.

Tetsuwan Atom (Astro Boy) – yapım yılı (manga): 1951-52 – yapım yılı (anime): 1963-1980-2003 – yapım yılı (uzun metrajlı film): 2009: Tezuka’nın en ünlü çalışmasıdır. Mangası ilk kez 1951 yılında çizilmeye başlamış. Eserin asıl adı “Captain ATOM”dur (yapım yılı: 1951), ancak şimdiki ismi manganın ana karakteri olan Atom’un adı Amerika’da “Astro Boy” olarak yeniden adlandırılınca ortaya çıktı. “Captain ATOM” ismi “Tetsuwan Atom” olarak değiştirildi. Osamu Tezuka, bu mangayı yeniden yapmaya başladı ve animeye uyarlandıktan sonra “Astro Boy” Tezuka’nın en ünlü eseri haline geldi. Animesi “dünya üzerindeki ilk ve en eski anime” olarak kabul edilir, Tezuka Production ile Mushi Production tarafından 1963 yılında siyah-beyaz olarak hazırlandı. Osamu Tezuka, bu animenin aynı zamanda yönetmeniydi. 80’li yıllarda ise animenin aynı isimli renkli sürümü yapıldı. 2003 yılında ise 3. sürümü yapıldı ve yayınlandı. 3D tarzı filmi ise Summit Entertainment ve Imagi Studios tarafından 2009 yılında yapılmış olup Türkiye’de 16 Nisan 2010 tarihinde vizyona girdi. TV’de ilk kez olarak Show TV’de yayınlandı. Filmin resmi afişinde Osamu Tezuka “karakter tasarımcısı” olarak tanımlanmıştır. Yönetmeni David Bowers’dır.
Eserin mangadan animeye, animeden beyazperdeye olan yolculuğunda hikâye ve karakterleri birçok değişime uğramıştır.
Animesinin hikâyesi şöyledir: Japonya’nın bilim bakanı olan Dr. Tenma’nın oğlu Tobio Tenma, bir araba kazasından ölmüştür. Dr. Tenma, acısını dindirmek için oğlunun birebir kopyasını üretir. Bu robotun gerçek Tobio’dan tek farkı 100.000 beygir gücünde olmasıydı. Ayrıca inanılmaz güçleri (x-ray (röntgen) görüşü, kol silahları, parmak lazerleri, makinalı tüfek, yüksek hız, roket ile uçma yeteneği) de vardır.

Yine de Dr. Tenma, her ne kadar benzerse benzesin bir robotun, özellikle de büyümeyen bir robotun oğlunun yerini asla tutamayacağını fark eder ve onu evlatlıktan reddeder. Ardından bu şirin robot babası tarafından bir sirke satılır ve burada gösterilere çıkmaya başlar. Neyse ki Tenma’dan sonraki bilim bakanı Dr. Ochanomizu onu fark eder ve himayesine alır. Atom nihayet sevgi dolu bir yuva bulmuştur. Çok geçmeden güçlerini fark eden kahramanımızın görevi artık dünyayı kötü düşmanlardan korumak olmuştur.

(Dipnot: Osamu Tezuka hikâyenin ana karakteri olan Atom’un saç modelini tasarladıktan ertesi sabah kendi saçı da o hale gelmiş. Biraz tuhaf ama doğru.)
Ribbon no Kishi (Princess Knight) – yapım yılı: 1953-56: Bir oğlan olmak için rol yapan prenses Sapphire’in macera ve dramını anlatır. Onun aynı zamanda bir kız ve bir erkek kalbi vardır. Tezuka bu mangayı gençliğinde izlediği temalardan ve Takarazuka sahne gösterilerinden ilham alarak yaptı. Animesi “ilk Shojo tarzı anime” olarak kabul edilir. Bugün kalitesi halen etkilidir.
Twin Knight – yapım yılı: 1958: İlk Shojo tarzı anime olan Princess Knight’ın devamıdır, hikâyenin bitiminden yıllar sonra ortaya çıkar. Artık birer kraliçe olan Sapphire, Frantz adında biri ile evlenir. Bu seride ana karakterler Sapphire ve Frantz’ın ikiz çocukları Prens Daisy ile Prenses Violetta’dır. Prens Daisy kaçırılınca ikiz kardeşi Violetta onu kurtarmak için harekete geçer, tıpkı annesi gibi hem prenses hem de şövalye olma kararı alır.
Dororo to Hyakumaru (Dororo) – yapım yılı: 1967-1968: Hikâye Japonya’da, Sengoku döneminde geçer. 48 tane şeytan çok güçlü bir çocuğun doğacağını duyar. 48 şeytanı öldürmek için bu çocuğun doğacağına inanılır. Kagemitsu Daigo, doğmamış bebeğinin 48 adet vücut parçasını şeytanların alması için söz verir. Kagemitsu’nun hiç bir savaşta yenilmeyeceğini temin ederek onun Japonya’nın efendisi olacağını söylerler. Çocuk doğduğunda 48 adet vücut parçası yoktur. Kagemitsu onu bir sepete koyarak nehire bırakır ve Jukai adında bir doktor tarafından bulunur. Hyakkimaru adı verilen bu çocuk, Jukai tarafından yapılan protezlerle normal bir insan gibi olur. Hyakkimaru’nun birçok doğaüstü gücü vardır.
Hyakkimaru 48 tane şeytanı yok ederek eksik vücut parçalarını geri istemektedir. Bu nedenle hırsız bir çocuk olan Dororo’ya katılır. Japonya’daki iki hırsız “muhteşem hırsızlar” olarak anılır. Hyakkimaru ve Dororo birlikte feodal Japonya’ya yolculuk yaparlar. Birçok insana yardım ederek şeytanları yok ederler. Orjinal animenin adı Dororo’dur. 14 bölümden sonra “Dororo to Hyakkimaru” olarak değiştirilir.
Fushigi na Melmo – yapım yılı: 1970-1972: Melmo 9 yaşında küçük bir kızdır, bir kazada annesi ölmüştür. Zavallı Melmo iki genç erkek kardeşine bakmak zorunda kalmıştır. Ölü annesinin ruhu onu ziyaret eder ve ona kızının düşkün olduğu “şeker tanrısının” bir şişesini verir. Mavi şekerlerden bir tane yediğinde 10 yıl yaşlanır, kırmızı şekerlerden bir tane yediğinde ise 10 yıl gençleşir. Mangası 26 ciltten oluşur.
Unico – yapım yılı: 1976-1977: Unico tek boynuzlu bir bebek attır. Onu bulan kişi her dileğini gerçekleştirir. Osamu Tezuka’nın hikâyesine göre: Tanrılar Unico’nun bu gücünü çok kıskanır ve batı rüzgârıyla onu Obilivion tepesine sürgün etmeye çalışırlar. Fakat ne olursa olsun batı rüzgârı Unico’yu kötü kaderine mahkûm bırakmamak ve tanrıların öfkesinden kurtarmak için onu sürekli başka yerlere kaçırır.
Rainbow Parakeet – yapım yılı: 1981-83. Bu manganın ana karakteri, “Rainbow Parakeet (Gökkuşağı Muhabbet Kuşu)” lakaplı bir hırsız ve aynı zamanda bir aktördür. Bayan bir polis olan Senri Mariko tarafından kovalanır.
Buddha – yapım yılı: 1974-84: Tezuka’nın bu son epiği Hindistan’da geçen bir Buda hayatının kendisine özgü birer yorumlamasıydı. Mangası 8 cilt olarak yayınlandı. 2011 yapımı filmiyle de tanınır.
Jumping – yapım yılı: 1984: Tezuka Productions tarafından 1984 yılında yapıldı, Osamu Tezuka’nın yönetmenliğini üstlendiği 13 deneysel filmden biridir. Süresi 6 dakika 23 saniyedir. Bu kısa filmde bir topun bakış açısından Japonya, ardından dünya gösterilir. Kameranın her bir sıçrayışı daha yükseğe gitmesine neden olur, her bir iniş görsel bir sürprizdir. Birçok komik sahnesi mevcuttur.
Broken Down Film – yapım yılı: 1985: Tezuka Productions tarafından 1985 yılında yapıldı, Osamu Tezuka’nın yönetmenliğini üstlendiği 13 deneysel filmden biridir. Süresi 5 dakika 44 saniyedir. Sahnelerinin büyük bir çoğunluğu eskitme olan bu kısa filmde geçen olay şöyledir: Etrafta gezinen bir kovboy, tren raylarına bağlanmış bir kız görür ve onu ilginç bir şekilde kurtarır. Tam o sırada kızı esir alan adam gelir ve kovboyla kavga eder. Kazanan yine kovboy olur ve kız ile birbirlerine âşık olurlar. Sahnelerin eskitme olması hikâyeyi oldukça komik bir hale getirmiştir (örneğin: hareket eden film karelerinin üstüne birer birer çıkmak, toz gibi görünen şeyler yüzünden kovboyun hapşırması vb.).
Say Hello to Bookila – yapım yılı: 1985: Bu manga Neoki Toroko adında oldukça şanssız bir kişinin hikâyesidir. Çalıştığı TV istasyonuna 3 yıl önce “Bookila” adında gizemli bir yaratık dadanmıştır.
Midnight – yapım yılı: 1986-1987: Shinya Mito adında bir taksi şoförünün hikâyesidir. Taksiye binen her bir yolcuya çeşitli yollarla yardım eder. Shinya, Mari adlı genç bir kadının tedavisi için para kazanmak amacıyla taksi şoförü olmuştur. Çünkü Mari bir araba kazası geçirmiştir, kazaya Shinya sebep olmuş ve kadın beyin sarsıntısı geçirmiştir. Shinya çeşitli yol şartlarında araba sürer ve yollarda manevralar yapar.
Mermaid – yapım yılı: 1964: Mushi Production tarafından 1964 yılında yapıldı, Osamu Tezuka’nın yönetmenliğini üstlendiği 13 deneysel filmden biridir. Süresi 8 dakika 19 saniyedir. Bu kısa filmin hikâyesi şöyledir: Genç bir oğlan, ölmeye yüz tutmuş bir balığı suya attıktan sonra onun birer denizkızı olduğunu ve kendisiyle iletişim kurduğunu zannetmeye başlar. Anne ve babası oğulları hakkında şüphe duymaya başlar ve onu akıl hastanesine götürürler. Görevliler her ne kadar onun balık olduğunu söyleseler de çocuk “denizkızı” diye inat eder. Çocuğun hafızasını silmeye çalışırlar ama başaramazlar. En sonunda çocuk tımarhaneye atılır, yaşadığı sarsıntı yüzünden balığın hangi türden bir canlı olduğunu sandığını hatırlayamamaktadır. En sonunda çocuk tımarhaneden kaçar ve balığı bulduğu kumsala kadar gider. Bütün tımarhane görevlileri onu aramaktadır, en sonunda çocuğu gittiği kumsalda bulurlar. Ardından bir denizkızı, denizde belirir ve çocuk denizkızıyla birlikte uzaklaşır.
Adolf ni Tsugu (the Stories of Three Adolfs) – yapım yılı: 1983-85: Manga, Nazi Almanyası’nın diktatör lideri olan Adolf Hitler gibi ün kazanmış “3 Adolf”un hayali bir hikâyesini anlatır. Animeye uyarlanmamıştır. Adolf ni Tsugu, bütün siyasetçilerin ve siyaset meraklılarının okuması gereken bir mangadır.
The Tale of Osamu Tezuka: I’m Songoku – yapım yılı: 1989: Osamu Tezuka’nın öldüğü yıl Tezuka Productions tarafından yapılan bir filmdir. Filmde Osamu Tezuka’nın hayat hikâyesi trajik ve bir o kadar da ilginç bir şekilde anlatılmaktadır. Hikâyede Tezuka, kendi “yıldız sistemi”ndeki karakterlerine rastlar ve onlarla konuşur.
Osamu to Musashi: Osamu Tezuka Manga Müzesi için yapılan bir film (Osamu Tezuka’nın ölümünden yıllar sonra ortaya çıkar). Filmde Osamu Tezuka’yı küçüklük halleriyle görüyoruz. Osamu, “Musashi” adında küçük bir osamushi yakalar. Çizdiği mangaların bir adam tarafından yırtılmasına çok üzülen Osamu’nun kafasını dağıtmak isteyen Musashi onu ve kendisini bir kuşa dönüştürür. İkili, havada uçarken Osamu bir avcı tarafından vurulur ve göle düşer, ardından bir balığa dönüşür. Musashi de kendisini balığa dönüştürür ve ikisi beraber suda yüzmeye başlarlar. Derken bir balina, birer balık olan Osamu ve Musashi’yi yutmak üzereyken onlar kaçarlar.
Little Astro Boy (Küçük Astro Boy) – yapım yılı: 2014: İlk anime Astro Boy’un küçük çocuklar için yapılan versiyonudur. Tezuka yazmamıştır.
Atom Cat – yapım yılı: 1986: İlk anime Astro Boy’un değişik bir versiyonu. Burada animenin ana karakteri olan Atom bir kediye benzemektedir.
Black Jack – yapım yılı: 1973-83: Bu hikâyenin ana karakteri kendisine “Black Jack” denilen, kanuna aykırı olarak işleten, radikal ve doğaüstü tekniklerini nadir hastalıklarla mücadele etmek için kullanan yetenekli bir cerrahtır. Jack’in küçük asistanı olan Pinoko, hikâyeyi bir yandan eğlenceli bir hale getiren karakterlerin başında gelir. Tezuka’nın uzun bir serisidir, mangası 61 ciltten oluşur ve Kodansha Manga Ödülü’nü 1977 yılında kazanmıştır. 3 adet Black Jack filmi yapılmıştır. 2006’da yeni seri yapıldı, serinin adı “Black Jack 21″dir. 2011 yılında ise “Young Black Jack” adlı bir filmi daha çekildi.
Ayako – yapım yılı: 1972-1973: Tezuka’nın en ünlü eserleri arasındadır. Bu hikâye ve karakterleri gerçek kişilerden esinlenerek yapılmıştır.
Ludwig van Beethoven – yapım yılı: 1987-1989: Ünlü müzisyen Beethoven’ın hayatına dayalı bir mangadır. O Tezuka’nın en sevdiği klasik müzik bestecisiydi.
Hinotori (Phoenix – Anka Kuşu) – yapım yılı: 1956-89: Tezuka’nın en derin hikâyesidir, ona göre Hinotori, “hayatının çalışması”dır”. Manga, bir adamın ölümsüzlük araştırması hakkındadır. Ölümsüzlüğün karakterin içindeki “anka kuşu”nda olduğu gösterilir. Bu masalsı kuşun adı (sadece orijinal mangada) Tyrol’dır. Re-enkarnasyon sebebiyle (özellikle Tyrol olmak üzere) bazı karakterleri farklı anime ve mangalarda da görebilmek mümkündür. Osamu Tezuka’nın bu çalışması yaptığı son eserlerinden biridir, Tezuka bu mangayı tamamlayamadan ölmüştü ama ne yapıp edip Tezuka Production bu mangayı animeye uyarlamıştır.
Janguru Taitei (Jungle Emperor Leo) – yapım yılı (manga): 1950-54 – yapım yılı (anime): 1966: Beyaz aslan Kimba babası gibi başarılı olmak ister. Babası ise ormanın kralıdır ve bir gün bir avcı tarafından öldürülür. Animesi 1966 yılında yapıldı ve ismi “Kimba the White Lion” olarak değiştirildi.
Lost World (Kayıp Dünya) – yapım yılı: 1948: Tezuka’nın yapmış olduğu bu çalışma Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndaki durumunu anlatmaktadır. (Dipnot: Osamu Tezuka da Showa dönemini yaşamış mangakalardan biriydi, bu sayede hikâye oldukça gerçekçi ve inandırıcı bir hal almıştır.)
Pluto – yapım yılı: 2003-Günümüz: İlk anime Astro Boy’un 2003 versiyonu olarak da bilinir. Her ne kadar Astro Boy’un orijinal yaratıcısı Osamu Tezuka olarak kabul edilse de o yazmamıştır. Naoki Urasawa yapmıştır. Astro Boy’daki karakterlerin hikâyesini anlatır.
Astro Boy Reboot – yapım yılı: 2015: Tezuka yazmamıştır. Astro Boy’un şimdiye kadar görülen en yeni versiyonudur.
NOT: Osamu Tezuka ve eserleri hakkında daha fazla ve doğruluğu yüzde yüz kanıtlanabilecek bilgilere ulaşmak istiyorsanız Tezuka Productions’un resmi internet sitesine girin. Çünkü bu konuda güvenebileceğim tek adres orası ve yukarıda yazan bilgilerin büyük bir kısmını oradan edindim. Sitenin Türkçe desteği bulunmuyor, sadece Japonca ve İngilizce destekleri var ama o dillerden biraz olsun anlayan varsa şanslarını denesinler.

İşte adresler:
http://tezukaosamu.net/jp (Japonca) (Tezuka Productions’un bu dili destekleyen sitesinde, logonun altında “Official”, yani “Resmi” yazısı görünür.)
http://tezukaosamu.net/en (İngilizce) (Tezuka Productions’un bu dili destekleyen sitesinde, logonun altında “EN”, yani “English” (İngilizce) yazısı görünür.)


 

Kısa filmleri:


Animenin Kısa Tarihi

Osamu Tezuka, Japonya’da çağdaş animenin öncüsü olarak kabul edilir. Genç yaşta 8 mm’lik kamerasıyla küçük animasyonlar çekmeye başlamış ve bu animasyonlarında Walt Disney ve Max Fleischer’ın eserlerinden ilham almıştır. Onun izinden yürüyen sanatçıların yapıtlarıyla anime adı verilen yeni bir stil ortaya çıkmıştır.

Anime tarihi 20’inci yüzyıl başlarında Japon film yapımcılarının Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’daki animasyon tekniklerini keşfetmesiyle başlamıştır.


MAGI-.The_.Labyrinth.of_.Magic_-1024x772


Bu dönemde Japonya’da filmlere alternatif bir hikâye anlatımı sunabilen animasyon oldukça popüler olmuştur. Amerika’da filmler ve şovlar için oldukça büyük bütçeler mevcut iken, Japonya’da küçük bir piyasayı ve bütçe, yer, ve aktörlük eksikliklerini de taşıyordu. Batılı aktörlere benzeyen aktörlerin bulunmaması Avrupa, Amerika ve fantezi dünyalarında Asyalı oyuncuların varolmasını imkânsız kılıyordu. Animasyonun değişik kullanımları Japonlar’a benzemeyen karakterler ve yerlerin yaratılmasına sebep vermiştir.

1970’li yıllarda manga çizimleri büyük bir ilgi çekmiştir. Bu çizimlerin büyük bir çoğunluğu da animasyonlarda kullanılmıştır; özellikle Osamu Tezuka bir efsane ve “Manga’nın Tanrısı” haline gelmiştir. Eserlerinin ve diğer tasarımcıların da etkisiyle, anime günümüzdeki sanatın mutlak karakteristiklerini ve türlerini yaratmıştır. Mecha tarzı Tezuka tarafından şekil almış, Go Nagai ve diğerleri de geliştirmiştir. Yoşiyuki Tomino’nun katkısıyla da bir devrim gerçekleşmiştir. Gundam ve Macross gibi mecha animeleri 80ler’in klasikleri arasına girmiştir ve mecha türü anime günümüzde hala Japonya’da ve dünyada popülerdir. 1980ler’de anime Japonya’da ana görüş haline gelmiştir ve büyük bir üretime geçmiştir. Bununla beraber manga da popülaritesini Japonya’da ve dünyada zirveye taşımıştır. 1990lar’ın ortasında ve sonunda, ayrıca 2000ler’de anime tüm ülkelerde popüler olmuştur.


tumblr_mn3g8bUbMh1sor8q8o8_1280


 

Diğer çizgi filmlerden farkı

Animeler normalde insanların anladığı şekilde çizgi filmler değillerdir. Çizgi film denilince insanların ilk aklına gelen Tweety, Scooby Doo gibi çocuklara hitap eden animasyonlardır. Animeler ise her yaştan insan için yapılır ve gerçek hayatta olan veya olmayan hemen her şey onun konusu olabilir. Çizimleri çok farklı ve etkileyicidir. Hatta Japonya’da Prime Time denilen izlenme aralığına konan milyonlarca kişinin izlediği animeler de bulunmaktadır.

Görsel özellikler
Büyük gözler ve uzun bacaklar; animelerin karakteristik özelliğidir.Bazı animelerde karakterlerin büyük gözleri, uzun bacakları vardır. Bunu Japonlar’ın kısa boylu ve çekik gözlü olmalarının yarattığı bir komplekse bağlayarak açıklayanlar vardır ancak bu açıklama çizimlerin kökeninde batılı örnekler olduğunun bilinmemesinden kaynaklanır. İlk Walt Disney çizgi filmlerindeki karakterlerin büyük gözleri ve uzun bacakları vardı (Bambi vb.). Bu çizim tarzı bugün bazı batı animasyonlarında hala kullanılmaktadır. Örnek olarak Show TV ve TRT’de yayınlanmış olan Genç Pocahontas’ı ve İngiltere’de yapılmış olan Genç Robin Hood’u gosterebiliriz. Bu çizgi filmlerde de büyük gözleri, uzun bacakları olan karakterler kullanılmıştır ama bunlar anime değildir.

Walt Disney’den etkilenen Osamu Tezuka’nın yapmış olduğu animeler Disney’in bu tür çizimlerini kullanmışlardır ve bu uygulama bazı animelerde bugün de sürmektedir. Yani bu çizimlerin kökeni Japonların kısa olması değil, Walt Disney’in etkisidir. Bütün animelerde uzun bacak ve büyük göz kullanılmaz. Türkiye’de genelde sadece bu tür de olan animeler yayınlandığı için bu konuda bilgisi olmayan insanlar böyle sanmaktadır.


maxresdefault

Japonlar’ın boy-göz takıntıları nedeniyle böyle şeyler yaptıklarına dönük inanç tamamen bir Aristo Mantığı’nın bir çıkarımıdır. Yani “biber acıdır, hayat da acıdır, demek ki hayat biberdir” gibi bir önermedir. Bu konuda doğru ve gerçek yorumlar yapabilmek için derin bir tarih ve psikoloji bilgisine ihtiyaç vardır. Uzakdoğu insanında böyle bir takıntı olduğu yadsınamaz. Japonya’da çoğu genç kız uzun topuklu ayakkabı giyer. Ama unutulmaması gereken bir şey varsa bunun sadece uzakdoğuya özgü bir takıntı olmadığıdır. Bu takıntı az veya çok yeryüzündeki bütün ülkelerde, bütün ırklarda vardır. Ama animelerde sadece büyük gözler uzun bacaklar değildir göze çarpan, çoğunluğunda bizim normal hayata verdiğimiz tepkiler mimikler ve jestler daha fazla abartılı bir görsellikle ifade edilir.
Dünya animasyonundaki yeri

Türkiye’de bilinmemesine karşın birçok anime dünya çapında hayranlıkla izlenmekte ve değişik ülkelerdeki birçok saygın festivalde ödüller kazanmaktadır.

İlk renkli anime sinema filmi olan 1958 yapımı The White Snake Enchantress’ın Venedik, Meksika ve Berlin festivallerinde ödüller kazanmasının ardından dünya çapında söz sahibi olmaya başlayan animeler, uluslararası yarışmalardaki bu başarılarını her yıl daha da arttırarak sürdürmektedirler.

Anime’nin başarısına doğal olarak batılı animasyon şirketleri de kayıtsız kalmamaktadır. Uzun süredir batılı şirketlerle ortaklaşa birçok proje yapılmaktadır ve sonuçta ortaya mükemmel animeler çıkmaktadır. Buna Fransız-Japon ortak yapımı olan Mysterious Cities of Gold (Türkiye’de bilinen ismiyle Güneşin Oğlu Esteban) gibi birçok örnek sayılabilir. Ayrıca, batı animasyonun temsilciliğini yapan Disney de artık animelerin başarısını açıkca kabul etmektedir.

Bu nedenle, 1996 yılında yapılan Disney-Tokuma anlaşmasıyla Disney, Japon animasyonunun en büyük temsilcisi olan Studio Ghibli’nin anime filmlerinin dünya çapında dağıtımını ve pazarlanmasını üstlenmiştir. Ayrıca Disney, Studio Ghibli’nin hazırladığı anime filmlerinin üretim masraflarının bir kısmını karşılayarak bu filmlere yatırım yapmaya başlamıştır. Mesela Studio Ghibli’nin Tonari no Yamada-kun (My Neighbours the Yamadas) adlı filminin 2.4 milyar yen tutan üretim maliyetinin %10’u Disney tarafından ödenmiştir. Ayrıca Disney, anlaşma uyarınca dağıtımını üstlendiği Studio Ghibli filmlerinden olan Princess Mononoke’nin İngilizce dublajı için 2.4 milyon dolar harcayarak animelere verdiği önemi bir kez daha vurgulamıştır.

kaynaklar: openculture.com

animemeraklisi.blogcu.com

Reklamlar