Bu liste listelist.com‘dan alıntılanmıştır. Yazının orjinali için tıklayınız..

Mulholland Dr.

mulholland-dr
David Lynch seyirciyi zorlamayı seven sinemacılardan. Kariyerinin en iyilerinden sayılan bu filmde de işler bazen öyle bir hal alıyor ki olan bitenin gerçek mi kurgu mu yoksa rüya mı olduğunu anlamadan ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. O arada film bitiyor, isimler akmaya başlıyor ama siz ekrana bakmaya devam ediyorsunuz.

Abre Los ojos

abre-los-ojos
İspanyol sinemasının benzersiz yapımlarından Abre Los Ojos’u (Aç Gözünü) çoğumuz Vanilla Sky ismindeki Hollywood uyarlamasından tanıyoruz. Film kördüğüme dönmüş bir aşk üçgeni ve geçirdiği kazayla hayatı değişen yakışıklı bir adamın ruh halini bir araya getirerek etkileyici bir kurgu sunuyor. Dikkat edilmesi gereken tek bir sahnede üzerinize düşeni yapmazsanız ikinci kez izlemekten başka şansınız yok.

Fight Club

fight-club
David Fincher edebiyat dünyasının en dikkat çeken eserlerinden birine el atacağını ve filmde de Brad Pitt, Edward Norton ile Helena Bonham Carter’ın yer alacağını söyleyince ağızdan akan sular sel oldu aktı. Bu filmi iyice anlamak için birkaç kez izlemek gerekebilir, ama tekrar tekrar izlemekten aldığımız keyfi düşününce hiç problem değil.

Inception

inception
Christopher Nolan başından beri karmaşık hikâyeler ve kurgular ile seyirciden hep fazlasını bekleyen sinemacılardan oldu. Bir süre sonra bu karmaşık kurgu çokça da eleştiri almaya başladı. Rüya mı gerçek mi neyin ne olduğunun birbirine girdiği Inception kimi izleyici tarafından coşkuyla karşılandı kim tarafından ağızlar burunlar büküldü ama ilk seferinde gereken dikkat verilmediyse ikinci kez izlemek de farz oldu.

Donnie Darko

donnie-darko
Zamanına göre çok yeni isimleri bir araya getiren Donnie Darko, Richard linklater’ın sonraki filmlerinde neler yapabileceğini gösteren bir işaret aslında. Film zaten sizi tekrar izlemeye yönlendiriyor (Filmi bilenler mesajı aldı).

The Sixth Sense

the-sixth-sense
Klasik bir korku filmi gibi pazarlanan lakin işlenişi ve anlatımıyla bambaşka bir noktaya oturan Altıncı His, ölülerle iletişim kurabilen bir çocukla, ona yardımcı olmaya çalışan bir yetişkinin öyküsüyle 1999 yılının fenomeni haline gelmişti. 6 Oscar adaylığıyla o yıla damgasını vururken, filme dikkatini vermeyenlere son sahnede attığı tokatla da akıllara kazındı.

Primer

primer
Amerikan bağımsız sinemasının bu benzersiz filmi garajlarında kendi hallerinde çalışan bir grup bilim insanının zaman makinesi icat etmesiyle son buluyor. Filmin olay akışı, zamandaki atlamalar öylesine kafa karıştırıyor ki, bir yerden sonra elde kağıt kalemle izlemek gerekiyor.

Memento

memento
Böyle bir liste yapıp Christopher Nolan’dan tek filmle yetineceğimizi sanmıyordunuz herhalde. Öyküyü tersten anlatmak gibi çok büyük bir işe girişen yönetmen, seyirciye adeta “Bu olayı tek başıma çözmeyeceğim, siz de katılacaksınız” diyor. Detaylardan birin kaçırdığınız zaman ise filmin sonunda (ya da başında) elleriniz bomboş kalıyor.

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

eternal-sunshine
Mutsuz anları hafızadan silmek istersek sonuç ne olur? Jim Carrey ile Kate Winslet’in şaşırtıcı uyumu ve Winslet’in film boyunca renkten renge giren saçlarında gizli detaylarıyla örülen bu filmden tek bir detay kaçırırsanız play tuşuna yeniden basmanız gerekebilir.

Cloud Atlas

CLOUD ATLAS
Kabul edelim bazı romanları sinemaya uyarlamak zordur, özellikle de sözkonusu roman binyıllara yayılan bir öyküyse. Halle Berry ve Tom Hanks başta olmak üzere tüm oyuncu kadrosunun farklı zaman dilimlerinde farklı karakterlere hayat verdiği, birbirinden apayrı etkileyici öykülerin muhteşem bir bütün yarattığını fark ettiğinizde, öykülerin kendi içindeki detayları kaçırdığınıza üzülüyorsunuz.

Enemy

enemy
Daha önceden sinemaseverlerin radarına Incendies ile giren yönetmen Dennis Villeneuve, Jake Gyllenhaal ile yeniden ortaklık yapmaya karar verdiğinde bir roman uyarlamasının altına imza atma kararı almış. Filmin karmaşık hikâyesi yönetmenin son kurgusu ile akıl bulandıran bir hale gelip ikinci kez izlemeyi zorunlu kılan bir hale bürünmüş.

Shutter Island

shutter-island
Leonardo DiCaprio ve Martin Scorserse ortaklığı ürünlerinden olan bu filmde Rachel Solando adlı bir hastanın ortadan kaybolması üzerine tehlikeli akıl hastalarının tedavi gördüğü Shutter Adası’nda yürütülen soruşturmayla gelişen esrarengiz olaylar anlatılıyor. Sonuna kadar gizemini koruyan filmde detayları kaçırmayabilir, ya da tadını çıkarmak için baştan başlayabilirsiniz.

The Fountain

the-fountain
Darren Aronofsky kıymeti bilinmeyen filminde geçmiş, bugün ve gelecekten üç ayrı hikâye sunuyor izleyiciye. Her biri aşka dair sonsuzluğun peşinde olan erkekler hakkında. Bu üç hikâyenin ilerleyişi, zor temposu ve şık detaylarıyla filmi anlamak için tekrar izlemeyi zorunlu kılıyor.

Twelve Monkeys

twelve-monkeys
Bruce Willis’in başrolde olduğu bir film daha. Ve Brad Pitt’in başrolde olduğu bir film daha. Belki de karmaşık senaryoları seviyorlardır kim bilir? Bu filmde bu ikilinin buluşması kadar güzel olan bir diğer şey de Terry Gilliam’ın aykırı zihni. Baş karakterin zamanda geriye giderek dünyayı alt üst eden bir olayı engellemeye çalıştığı bu filmin içinde öyle ince göndermeler ve işaretler var ki, tam olarak keyif alabilmek için gözleri dört açmak gerekiyor.


Hazırlayan: Frameby

Reklamlar